Başlangıç: 2021
Sempozyum Sıklığı: Yılda Bir
Düzenleyen: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi & Oku Okut Derneği

Kelâm - İslam Mezhepleri Tarihi

İslam Kelâmında Nübüvvetin Gerekliliğinin Temellendirilmesi Establishing the Necessity of Prophethood in Islamic Theology

Main Article Content

Doç. Dr. İsmail Bulut
Hitit Üniversitesi

Nasıl Atıf Yapılır?

Bulut, İsmail. “İslam Kelâmında Nübüvvetin Gerekliliğinin Temellendirilmesi”. 2. Türkiye Sosyal Bilimler Sempozyumu Bildiri Özetleri Kitabı. ed. Abdullah Demir. Ankara: Oku Okut Yayınları, 2022. https://doi.org/10.55709/okuokutyayinlari.28

Öz

Müslümanların farklı din ve düşüncelerle karşılaşmaları, Müslüman alimlerin nübüvveti gündemlerine almalarının en başta gelen nedenidir. İslam düşüncesinin yüz yüze kaldığı iç ve dış etkenler nübüvvetin akli ve nakli yönden temellendirmesine ve ona yönelik itirazlara karşı savunma refleksi geliştirilmesine imkân da sağlamıştır. Kelâmcılar, Sümeniyye/Berâhime ile özdeşleşen insani tecrübenin nübüvvet birikimini anlamsız ve gereksiz kıldığına dair düşüncesine; diğer din ve düşüncelerin eleştiri ve itirazlarına karşı nübüvvetin olgusal olarak gerekliliğini temellendirmeye ve kanıtlamaya çalışmışlardır.  Dış etkenlere karşı verdikleri fikri mücadelenin yanında Müslüman düşünürler,  nübüvveti temellendirme konusunu Allah’ın fiilî nitelikleri çerçevesinde Allah’ın peygamber göndermesinin imkanını salah/aslah ekseninde tartışmışlardır. Mu’tezile nübüvvetin gerekliliğini vücubiyetle temellendirirken; Mâturîdîler, hikmet anlayışı çerçevesinde insan için gerekliliğine vurgu yaparak peygamber göndermenin Allah’a vacip olmasını reddetmişlerdir. Eş’ariler ise nübüvvetin vacip ya da gerekli olduğu anlayışını uygun görmeyerek Allah’ın iradesi kapsamında gerçekleşen bir fiil olarak değerlendirmişlerdir. Nübüvvet konusunun tartışılmasında önemli etkenlerden biri de Şiî düşüncenin imametin nübüvvetin devamı gibi görmeleri ve imamın masum olduğu anlayışıdır. Müslüman kelamcıların bu düşünceyi reddeden ortak bir tavır gösterdikleri söylenebilir. Tarihin hemen her döneminde nübüvvet olgusuna yönelik yapılan eleştiri ve itirazların yoğunlaştığı dönemlerden biri de yakın dönemdeki yeni ilmi Kelâm dönemidir. Batının pozitivist ve materyalist düşüncesinin maneviyata yönelik tehditkâr faaliyetlerinin özellikle nübüvvete yönelik şüphe ve ithamlarla yoğunlaştığı görülmektedir. 19. yüzyıl Batılı düşünürlerin ruh ve benzeri konularda yaptıkları deneysel çalışmalar, hipnoz, manyetizma, dahilik, canlılar arasındaki iletişim ve içgüdü gibi konularda bilimsel açıklamalar, Müslüman düşünürleri, vahyin bilimsel açıdan ispatlama girişiminde bulunmaya sevk etmiştir. Savunma refleksi ile nübüvvete yönelik itirazlara akli ve bilimsel cevap verme gayreti farklı bir temellendirme girişimi olarak dikkat çekmektedir. Kelâmi literatürde nübüvvetin temellendirilmesinin konu edinildiği bu tebliğin amacı İslam düşüncesinde ilk dönemden yeni ilmi Kelâm dönemi de dahil olmak üzere tarihi süreçte nübüvvetin nasıl temellendirildiğini tespit etmektir. Çalışmada veri tarama tekniği olan belgesel kaynak derlemesi ile ilgili literatürden elde edilen bilgiler tasnif ve gruplama yapılarak deskriptif metotla değerlendirilmiştir. Çalışmada sosyal olguların gündeme getirdiği nübüvvet meseleleri Kelâmcılar tarafından savunmacı yaklaşımla temellendirilmeye çalışıldığı, nübüvvete yönelik itirazların nakli delillendirmeden daha çok daha çok akli yönden cevaplanmaya ve nübüvvetin kanıtlanmasıa gayret edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca eleştirilerin odak noktası olması nedeniyle Kelâmcıların hemen her dönemde nübüvvet savunusunu Hz. Peygamber özelinde yaptıkları görülmektedir.

Prophecy, one of the pillars of religion, is one of the main areas of interest in Islamic theology. The delivery of the elements of religion and civilization to the societies was realized with the doctrine of prophethood. The prophets sent to almost every society guided the need for belief in human nature to be met healthily with the religious phenomenon shaped within the framework of the principle of tawhid and belief in the hereafter. Almost unanimously accepted in the Kalam literature that all prophets preached the religious doctrine, the essence of which was the belief of oneness and which did not change until the last prophet. The encounter of Muslims with different religions and ideas is the primary reason Muslim scholars put prophecy on their schedule. The internal and external factors faced by the Islamic thought also provided the opportunity to ground the prophethood in terms of mental and transmission and to develop a defense reflex against objections to it. Theologians tried to prove the institutional necessity of prophethood against the criticism and disapproval of other religions and thoughts identified with Sümeniyye/Berâhime and that human experience in the world cannot render the accumulation of prophethood meaningless and unnecessary. On the other hand, it has been discussed whether it is permissible or obligatory for Allah to send a prophet within the framework of the essential qualities of Allah within the scope of prophecy and theological schools. It is known that these discussions are handled on the axis of salah/aslah. While Mu'tazila founded the institution of prophethood with authority, The Maturidis, within the framework of the understanding of wisdom, emphasized the institutional necessity of prophethood for human beings and refused to be obligatory to Allah. One of the periods in which criticism and objections to the phenomenon of prophecy intensified in almost every period of history is the recent period of new scientific theology. It is seen that the threatening activities of the positivist and materialist thought of the West toward spirituality intensify, especially with suspicions and accusations against prophethood. The experimental studies of 19th-century Western scientists and philosophers on the soul and similar subjects, scientific explanations on issues such as hypnosis, magnetism, genius, communication between living things and instinct, and Muslim thinkers attempted to prove the revelation scientifically. The effort to respond rationally and scientifically to objections to prophethood with a defensive reflex draws attention as a different grounding attempt. The aim of this paper, which deals with the grounding of prophecy in the theological literature, is to determine how prophecy was grounded within the scope of the new scientific theology from the first period of Islamic thought. In the study, the information obtained from the literature related to the documentary source compilation, which is a data scanning technique, was evaluated by descriptive method by making classification and grouping. In the study, it was concluded that the prophecy issues brought up by social facts were tried to be justified by the theologians with a defensive approach, and the objections to prophecy were tried to be answered and proved more rationally than justifying the transmission. In addition, due to being the focus of criticism, theologians almost in every period, Hz. It is noteworthy that they made the defense of prophecy in the particular of the prophet.

Anahtar Kelimeler:

Kelâm, Nübüvvet, Vahiy, Mucize, Delil
Kalam, Prophecy, Revelation, Miracle, Evidence

Bildiri Detayları

Sunum Videosu (Oku Okut TV)


Creative Commons License

Bu çalışma Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License ile lisanslanmıştır.